Büyük Buhran'ı Öngören Teori

Büyük Buhran, ekonemi ve tarihle yakından ilgili olan hemen herkesin bildiği bir dönüm noktasıdır.Tarihte bilinen en büyük kriz unvanını açık ara farkla elde etmiştir.1929 yılına kadar olan bütün krizlerin toplam etkisi Dünya ticaretini %7 oranında küçültmüş bulunmaktayken, Büyük Buhran Dünya ekonomisini %65 oranında küçültmüştür.Üstelik kriz öncesi dönemin (1924-1929 yılları arası) ABD’nin cari fazla verdiği bir döneme denk gelmiş olması belki de kaderin insanlara tatlı bir nasihati olsa gerek..

Büyük Buhran'ı Öngören Teori
20 Aralık 2020 - 08:25 - Güncelleme: 20 Aralık 2020 - 08:43

Aslında 20.Yüzyıl endüstrisi temelde 2 gelişim ekolüne dayanıyordu.Bir yanda Leninist bir ekol , diğer yanda ise Wilson ekolü.Leninist ekol kamu kurumlarının öncülüğünde bir gelişim modelini benimserken ,Wilson ekolü 1500’lü yıllardan beri oturmakta olan kapitalist kurumlara dayalı bir gelişim modelini benimsemişti.1920’li yıllara baktığımızda Wilson ekolünün otomobil,elektrikli makineler gibi endüstrileri rakip ekolden daha önce inşa ettiği ve borsa gibi birçok kapitalist kurumla desteklediği görülmektedir.Bu anlamda Leninist ekol rakibinden geri kalma tehdidi altında arayışa girmiştir.Bu arayış neticesinde birçok iktisatçı Avrupa’ya gözlem yapması için gönderilmiş , Nikolai Kondratiev gözlemleri sonucunda bugün bile geçerli olan Kondratiev Kanunları ile 1928 yılında Büyük Buhranı önceden tahmin ederek birçok sosyolog tarafından kabul görmüştür. Kondratiev Kanunları basitçe kapitalist ekonominin belirli dönemleri olduğu ve bu dönemlerin birbirini tekrarladığı hipotezine dayanır.Yani kapitalist sistemin kendisini yenileme özelliği olduğunu ortaya koymuştur. Bu iddiası komünist Rusya’da kapitalizme karşı olmaması yüzünden kendisinin kurşuna dizilerek idam edilmesi ile sonuçlansa da daha sonraları Schumpeter tarafından çalışmaları teori haline getirilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Buna göre 20 ile 30 yıl arasında değişen sürelerde aşağıdaki aşamaların yaşandığını ve burada bir tekrar olduğunu söyleyebiliriz:

1. Dalga:

Büyüme: 1791-1817 arası yükseliş olarak algılanmakta ve demir işlemesi, buhar makineleri ve tekstil gibi çok sayıdaki ağır sanayi gelişmesini 1817 yılında tepeye taşımıştır.

Küçülme aşaması ise 1817 – 1851 arasında ise ekonomi bu üretmiş olduğu yenilikleri (innovation) tüketmekte (veya hazmetmekte) ve ekonomiyi sıçratacak bir yenilikten yoksun olarak aşağıya inmekte nitekim 1851 yılında dibe vurmaktadır.

2. Dalga:

Büyüme: 1851- 1870 yılları arasında yaşanmıştır ve tren ağının yayılması, buharlı gemiler kömür ve doğal gazın kullanılmaya başlaması telgraf gibi iletişim araçlarını üretmiştir.

Ardından 25 yıl kadar süren elde edilen yeniliklerin ardından düşüş eğilimi başlar ve 1896 yılında dalganın dip noktasına ulaştığı söylenebilir.

3. Dalga:

Büyüme 1913 birinci dünya savaşına kadar süren nispeten kısa bir yükseliş dalgasından bahsedilebilir. Bu süreçte çelik, elektrik, petrol, telefon, boya sanayii gibi çok sayıda yenilik gelmiş ve ekonomik hareketliliği arttırmıştır.

1929 yılında yaşanan büyük buhran ise ekonominin dibe vurduğunun işaretidir. Ancak tam dip noktasının 1939 yılına hatta ikinci dünya savaşının sonuna kadar sürdüğünü söyleyebiliriz.

4. Dalga: 1945 sonrasında 1974 yılında en dip noktasına ulaşan ve 1990’lardan itibaren bilişim teknolojilerinin hareketlenmesi öncesinde sona erdiği söylenebilecek olan dalgadır. 1974’teki petrol buhranı ile biten döngü için fiber lifler, televizyon, transistor, entegre devreler ve hatta bilgisayarlara kadar çok sayıda yeniliği getirmiştir. Bu dönem ayrıca Fordist yaklaşımın ağırlık kazandığı dönemdir. Sanayi devrimi, üretim ve üretime bağlı kavramların hayata girdiği yenilikleri içerir. Örneğin kalite kavramı veya kalite yönetimi bu dönemde önem kazanmıştır ve yerini bilgi ekonomisine ve bilişim teknolojileri ağırlıklı dalgaya bırakmıştır.

5. Dalga: 1990 ve sonrasında içinde bulunulan dönem olarak görülebilir. Bazı araştırmacılar 2008 – 2010 yılları civarında dünya çapında yaşanan ekonomik krizi bu dönemin dip noktası olarak değerlendirmektedir. Ancak dalga henüz tamamlanmadığı için kritik edilmesi oldukça güçtür.

Dalganın en önemli özelliği, yazılım dünyası, internet ve bilişim dünyasında yaşanan yeniliklerin hayata girmiş olması ve sosyal yaşantıda köklü değişimler yapmış olmasıdır.

Makale Yazarı : Md Talha Arısöz
Kaynak : Finans Gazetesi (Telegram)

Bu haber 9805 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mahmut İlker
    2 ay önce
    Anlaşılan ekonomik krizin 1990 yılından itibaren ivmelenerek gittikçe zor günler getirdiği ve tünelin ucunun da hala görülemediği gerçeği... Bilişim belki birçok kolaylıkları insanlığa hediye etmiş olsa da toplumu mutlu etmeyi başaramamış ve manevi olarak insanlık buhranı sonlandırılamamıştır. Neticede insanoğlunun aradığı maddi hayatta gelişmelerle sağlanan kolaylıklardan ziyade manevi tatmine kavuşabilmektir. Bunun da ekonomiden ziyade adalet, hakça bölüşme, tahakkümden ziyade merhametle empati yaparak, bölüşebilen ve dürüstlüğü şiar edinmiş ahlaklı kitleler sayesinde bir huzur toplumunun inşa edilmesi ile mümkün olabileceğine inanıyorum.